install
  1. Les amours imaginaires

    “Gelen Kutusu’nda yeni e-posta olduğunda koyu olarak yazılır. E-posta gelmiştir yani. Hemen tıklarsınız ve karşınıza çıkar. Ondan gelmiştir diye. Daha çok sevinirsiniz çünkü gelen kutunuz koyu renktedir. Ama e-posta Amazon’dan gelmiştir.
    Hay aksi! Ya da abajur depo satışından. Eğer yenile tuşuna her bastığımda bir kişi ölse bu dünyada kimse hayatta kalmaz. Siktir.

    Tags

  2. Kadere mi inanırsın, tesadüflere mi? Kader dediğimiz şeyin bir dizi tesadüfler zinciri olduğuna inanırım. Filmde yaşanan aşktan ziyade, tesadüfler kısmıyla ilgilendim. Biraz takıntılıyım sanırım bu konuda. Elbette o kadar tesadüf abartıydı, ama sinema da biraz abartıyı sevmez mi sizce? Aman ne durgun film hiçbir şey olmuyor deriz, aman ne kadar abartı, şu da olsun da tam olsun deriz. İzleyiciyi memnun etmek zordur. Çünkü her şey o koltuğa neden oturduğumuza bağlıdır. Sevgilimizin kolunda sürüklenerek oturduysak, dalga geçmeye hazırızdır. Oyuncuları yüzünden ordaysak, yan hikayeleri kaçırır sadece ona odaklanırız. Favori yönetmenimizin filmiyse, hep önceki filmlerinden izler ararız. Peki bir aşk filmine neden gidilir? Aylar önce bu kadar çok film/dizi izlememin sebebini “kaderin ağlarını örme aşamalarını görmeye ve mucizelere tanık olmaya ihtiyacım var” diyerek özetlemiştim. İşte Aşk Tesadüfleri Sever de bu ihtiyacımı fazlasıyla tatmin etti. Gerek hikayesi, gerek kurgusu, gerek mekanları, müzikleri, oyuncuları hepsi tek tek takdiri hak ediyor. Türk sineması diye burun kıvıranlara bu lafım; bir Hollywood aşk filmden eksik hiçbir yanı yok. Beni rahatsız eden tek şey; Özgür karakterinin buram buram Mehmet Turgut kokmasıydı. Bari o soyadını Turgut yapmasaydınız.

    Tags

  3. Never Let Me Go

    Hakkında hiçbir şey okumadan izlediklerimden biri. Ve şuna karar verdim ki; böylesi daha iyi. Beklentim; filmin adından yola çıkarak aşk üzerine yoğunlaşmıştı, ters köşeye yatmaktan ise gayet memnunum. Siz de bilmeyin istediğimden, konudan bahsetmiyorum. Ağır akan bir film olmasına rağmen, bir kere bile pause tuşuna basmamanın mutluluğunu yaşıyorum. Kısacası sağlam bir dram. Carey Mulligan kariyerinde çok sağlam adımlarla ilerliyor, Andrew Garfield ise antipatik bulduğum biri olmasına rağmen beni rahatsız etmedi. Keira’nın oyunculuğu Carey’ninkinin yanında sönük kaldı.

    Tags